r/Turkey • u/Shipshipie • 9h ago
News Otoriter rejimden totaliter rejime.
Merhabalar,
Bugün aklıma 2023 seçimleri öncesi dönen "Bu seçim son seçim, kesinlikle kazanmamız lazım." söylemini düşünmekten kendimi alıkoyamadım.
Öncelikle genç arkadaşlara bu yazım. Bazı şeyleri birinci elden görmüş ve yaşamış biri olarak tarihsel olarak Türkiye'nin devlet yapısındaki değişimden bahsetmek istiyorum.
Türkiye hiçbir zaman bir demokrasi cenneti değildi. Ancak gücü elinde bulunduran zümrelerin öncelikleri hiçbir dönemde bugünkü gibi de değildi. Çok kısa bir tarihsel güç ilişkisinden bahsedecek olursam Türkiye'yi dönemlere ayırmak gerekir.
1920 - 1924 Dönemi: Bu döneme kimlik arayışı olarak bakmak gerekir. Güç Kuvayi Milliyeci TBMM'de idi ve Ankara hükümeti saltanat yanlıları harici bir çok kimlikte insan içeriyordu. İslamcılar, Turancılar, İttihat ve Terakki destekçileri ve cumhuriyetçiler gibi bir çok grup bir arada işgale karşı gelmek için toplanmıştı.
1924 - 1938 Dönemi: Atatürk önderliğinde cumhuriyetçiler savaşı da güç mücadelesini kazanmış, modern bir devlet kurmak için kurumların hızla inşa edildiği, büyümenin hızlı olduğu gerçekten mucize gibi bir dönemdi. Demokrasi denemeleri olsa da Türk devriminin devamlılığı ve muhalefetin gerici odaklarla ve eski düşmanlarla işbirliğine girişmesi sonucu gerçekleşmemiştir.
1938 - 1946 Dönemi: İsmet İnönü, Refik Saydam ve Şükrü Saracoğlu devrin önde gelen figürleridir. Savaş ekonomiyi altüst etmiş ancak tarafsızlık politikası sonucu Avrupa'daki diğer ülkelere göre hasarsız geçirilmiştir. Türk devriminin ilerletilmesini isteyen bir grup olsa da ikinci dünya savaşının oluşturduğu dönemin ekonomik sorunları bunu engellemiştir.
1946 - 1960 Dönemi: Çok partili hayata geçilmiş ve 4 yıllık bir CHP iktidarı ile 1950'de gerçekleşen 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı, ülkenin Amerikancı NATO eksenine kaymasını gerçekleştirmiş ve cumhuriyetin en önemli kazanımlarının bazılarından sermaye grupları adına vazgeçilmesini sağlamıştır. Toprak reformu yapılmasının önü tıkanmış, feodal yapıdaki ağalık sistemi ihya edilmiştir. Halkevleri ve Köy Enstitüleri kapatılarak, kaliteli eğitimin genelleşmesi önüne set konulmuştur. Ülkede demiryolları ikinci plana atılmış ve Marshall Yardımlarının kabulünün bir sonucu olarak otoyolları temelli yollara önem verilmiştir. Bu dönem ülkeyi sosyal devlet çizgisinden çıkarıp, burjuvazi devletine dönüştürmeyi amaçlamış ve kısmen başarılı olmuştur. Cumhuriyetin kurulması ile güç kaybeden sermaye, masonik ve dinci grupların bu dönemi sevgi ile anmaları tesadüf değildir. Aynı zamanda AKP iktidarının Türk devrimi karşıtı fikri temelleri de CHP'den kumar ve alkol parası kopartamayan Necip Fazıl Kısakürek tarafından ortaya atılmıştır.
1960 - 1962 Dönemi: Demokrat Parti'nin devrim karşıtı adımlarına karşı olan genç subaylar ihtilal ile yönetime el koymuş ve Demokrat Parti döneminin verdiği hasarları hızlıca düzeltme yoluna gitmişlerdir. Ancak 38 kişilik Milli Birlik Komitesi (Cuntacı Askerler Komitesi) içerisinde Amerikancı ve NATO'cu 14'lüler adı verilen 14 kişilik grup askeri cunta rejimi olmasını savunmuş ve ihtilali içerisiden parçalamışlardır. Bu grup, önceleri Milli Birlik Komitesi'nden atılmış ve sürgüne gönderilmiştir. 14'lülerin liderliğinde Türkçülüğü İslamcılığa taşıyan CIA ajanı Alparslan Türkeş vardı. Ayrıca Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ'ın babası Muzaffer Özdağ da bu grupta bulunuyordu. Daha sonra İnönü'nün sivil yönetime hızla geçilmesi çağrıları sonucu, Milli Birlik Komitesi geri çekilmiş ve sürgüne yollanan 14'lüler geri dönebilmişlerdir.
1962 - 1971 Dönemi: Bu dönem ülkedeki en özgürlükçü dönem olabilir. Kentleşme hızlanmış ve işçi hakları korunarak sermayeye karşı önemli kazanımlar elde edilmiştir. 14'lüler gibi Amerikancı askerler eliyle 12 Mart 1971 muhtırası sonrası sermaye sınıfı tekrardan egemenliğini tesis etmiş, işçi hakları baskılanmıştır. Ayrıca bu dönemde Kıbrıs'ta yaşanan katliamlar ve ABD başkanı Johnson'ın yazdığı mektup ile Amerika'nın Türkiye'yi mandası dışında bir ortak olarak görmediği anlaşılmış ve Türk - Amerikan ilişkilerinde bir kırılma noktası oluşturmuştur. Milli silah sanayinin temelleri de bu dönemde atılmıştır.
1971 - 1980 Dönemi: Bu dönemde SSCB ve ABD arasındaki soğuk savaşın tüm etkileri Türkiye'yi kasıp kavurmuştur. 12 Mart muhtırası sonrası sol hareketler radikalleşmiş ve buna karşılık CIA ajanı Alparslan Türkeş önderliğinde kontrgerilla sağ örgütler kurulmuştur. 1980 darbesine giden şiddet olayları yoluyla toplum Amerikancı bir darbeye hazırlanmıştır. Amerikalıların deyimi ile "Bizim Çocuklar" 1980 Darbesini gerçekleştirmiş ve ülkede akademi, siyaset, sanat, kültür ve herhangi bir alanda ne kadar sol ya da Atatürkçü fikirlere sahip insan varsa tasfiye edilmiştir. Gerçek devrimci Atatürkçülük yerine üsten bakan, halktan kopuk ve sembolik bir Atatürkçülük empoze edilmiş ve AKP iktidarını oluşturacak anti-Kemalist yaklaşımın tohumları atılmıştır.
1980 - 2002 Dönemi: Bu dönem iç güvenliğin en önemli mesele olduğu, PKK'nın terör eylemlerini başlattığı ve terörist başı Öcalan'ın yakalanıp PKK'nın devlet güdümüne sokulması ile son bulan bir dönemdir. Apolitiklik bir ideoloji haline gelmiş ve Özal'ın ülkeyi tam olarak kapitalistleştirmesi ile yolsuzluk ve usulsüzlüğün zirve yaptığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda Fethullahçı Cemaat'in CIA eliyle palazlandırıldığı bir dönemdir. İstikrarsız, sönük ve özgüvensiz bir dönemdir. 28 Şubat 1997'de ordu içerisindeki sözde Atatürkçü ama özde NATO'cu komutanların 4 Şubat'ta Sincan'da tank yürütmeleri sonucu başlayan olaylar silsilesi ile DYP-RP hükümeti düşmüş ve baskıcı bir laiklik anlayışı uygulamaya konmuştur. İslamcı kesimin mağdur edilme süreci başlatılmış ve AKP iktidarının zemini hazırlanmıştır. Ayrıca faili meçhul cinayetlerle ülkedeki Türk devrimini savunan aydınlar öldürülmüştür.
2002 - 2013 Dönemi: 2001 Ekonomik krizi ve 1999 Gölcük depreminin açtığı ekonomik ve toplumsal tahribat engellenememiştir. Ayrıca 11 Eylül 2001 saldırıları ile değişen ABD dış siyaseti daha kontrol edilebilir bir iktidar arayışı doğurmuş ve bunun sonucu Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç önderliğinde AKP Amerika'lı düşünce kuruluşlarının tavsiyesi üzerine kurulmuştur. Ecevit Dönemi Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ekonomik planları uygulanarak ekonomi toparlanmış ve ülke zenginleşmiştir. 1999 yılından sonra eylemlerini büyük ölçüde durduran PKK, 2004 yılından sonra, sınır vilayetlerde aşiret liderleri ve devlet içerisindeki bazı gruplar tarafından otorite bozucu bir aparat olarak kullanılmıştır, Afganistan'dan gelen Amerikan Eroinini Irak'ın işgali sonrası peşmerge eliyle Avrupa ile buluşturulmuştur. 2010 yılına gelindiğinde yetmez ama evetçi denilen liberal aparatların desteği ile yargı yürütmeye bağlanmış ve AKP, FETÖ ve CIA ordudaki Atatürkçü yapılara karşı tasfiye operasyonları gerçekleştirerek Ergenekon ve Balyoz kumpaslarını hazırlamıştır. Ordudaki bütünlük dağıtılıp, kadroların FETÖcü subaylara devri bu dönemde gerçekleştirilmiştir. Daha sonra AKP ve FETÖ kendi içerisinde iktidar mücadelesine girecek ve dershanelerin kapatılması ile bu kavga görünür hale gelecektir.
2013 - 2016 Dönemi: Bu dönemde FETÖ'nün polisleri ve valileri Gezi olaylarını kışkırtmış ve Erdoğan'ın demokrat maskesini düşürmüştür. Gezi'de yaşam alanlarına giderek müdahale eden iktidarı eleştiren gençler sokağa dökülmüş ve bir yaz boyunca hayatı etkileyen eylemler büyükşehirlerde yaşanmıştır. Aynı zamanda iktidar içerisinde FETÖ, paralel devlet yapılanması olarak tasvir edilmiş ve tasfiye edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda PKK ile çözüm süreci başlatılmış ancak 2015 seçimlerinde AKP'nin tek başına iktidar olamaması ile bu süreç terkedilmiştir. Ülkenin her yerinde IŞID ve PKK bombalar patlatmış, güvensiz bir ortam oluşturulmuştur. Bu dönemde bu terör saldırılarına AKP iktidarı oy uğruna göz yummuş ve aynı zamanda Suriye'nin parçalanma sürecinde kendini bir aktör durumuna getirerek ülkeye milyonlarca Suriyeliyi doldurmuştur. Aynı zamanda PKK'da güneydoğu illeri ve ilçelerinde çok sayıda tahkimat yaparak kendini güçlendirmiş ve çok sayıda şehit verdiğimiz bir dönem olmuştur. Oldukça karanlık bir dönemdir.
2016 - 2023 Dönemi: 15 Temmuz FETÖcü darbe girişimi sonrası AKP ve Erdoğan cumhuriyeti yeniden inşa etmiş ve bugüne uzanan diktatörlük rejimine giden başkanlık sistemini getirmişlerdir. Ülkede kurumlar yok edilmiş ve Fatma Betül Sayan Kaya gibi isimlerin çıldırmışca yolsuzluk yapabilmelerinin yolu açılmıştır. Çift başlı adalet sistemi oluşmuş ve AKP çevreleri yolsuzluklarla zenginleşirken geniş halk kitleleri fakirleşmiştir.
2023 ve günümüz: 2023 seçimlerinin de kaybedilmesi ile otoriter bir sistem; yargı, yürütme ve yasamanın bir kişide toplandığı yeni totaliter bir sisteme dönüşümünü tamamlamıştır. Muhalefet hapis, tehdit, rüşvet ve ödül sistemi ile bastırılmış ve demokrasi treninden inilmiştir.
Şimdi geriye ne kalmıştır derseniz, hafıza dışında bir şey diyemem. Bu kurdukları sistem ise sadece kişisel zenginleşme için oluşturulmamıştır. Daha büyük olayların oluşumu için toplumu uyutmaya yönelik bir girişim olarak görmek gerekmektedir. Yarın İsrail adına Yemen'de ölecek Türk askerleri için mi, daha başka bir şey için mi bu tasarım oluşturuldu bunu tam olarak bilmiyorum. Ancak şunu biliyorum, bu millete zincir vurmak onu tamamen uysallaştırmak kimsenin harcı olmadı bugüne kadar, yarın da olacağını sanmıyorum. Ancak artık bir gerçeği netleştirmek lazım. Artık seçimlerin bir önemi yok. Kime oy verirseniz verin, onları da satın alacaklar. Onları da sistem yutacak, zaten siyaset para ve imkan meselesidir. Artık muhalefet bir muhalefet bakanlığı olmaktan öteye geçemez. Hırsızın değil, hırsıza fener tutanın tutuklandığı bir düzende, sistem sınırları içerisinde bir sonuç almak mümkün değildir.
İkinci bir Kuvayi Milliye dönemi gerekiyor. Ancak bu sefer Sevr'i imzalatmadan bu işi çözmemiz lazım. Eskisi gibi topla-tüfekle cenk edilmiyor. Ben insanımıza güveniyorum ama uyanık olmamız şart. Bu nedenle de kendinizi geliştirin ve bu sırada onların oyununu oynamayı reddedin.
Uzun bir yazı oldu. Selametle,
44
u/Specialist-Bill6805 8h ago
Bir düzeltme rica ediyorum: AKP 2013-2016 arası terör saldırılarına göz yummuş falan değil bizzat kendileri organize etmiştir.
Çoğu şey gibi terör gerçek değil, iktidara göre toplumun korkutulması gerekiyorsa kullanılan bir araç. Terör gerçek olsa, bu kadar plan ve bir yerlere sızma işi yapabiliyorken gider meclise falan saldırırlardı. Zaten bu kadarını yapabilmelerinin de sebebi yine kurgu olması işin, olan hiçbir şeyden habersiz askere oluyor. Dağda elinde malzeme olmadan takılan bir grup eşekle kaçak ne elde edebilir en fazla, kuantum işlemci mi?
Bu gerçeği reddedenler ile seçimle bir şeyler değişir sananlar kümesi arasında da çokça ortak eleman var bu arada. Evet Türkiye'ye musallat terör örgütlerinin asıl kaynağı CIA falan da, direkt elleriyle vermiyorlar malzemeyi. Ülkeyi zaten kendi ajanlarından biri yönetiyor, gerek yok.
18
u/Shipshipie 7h ago
Şöyle bir anımı anlatayım, ben TAK'ın üstlendiği 2016 Kızılay bombalı saldırısı iddianamesini okudum. O canlı bombaların her hareketini istihbarat takip etmiş ve bunu emniyete bildirmişti. Yine de o bombalar patladı. Yüzlerce insanımız öldü o sene.
6
u/Specialist-Bill6805 7h ago edited 7h ago
Yani bu dediğiniz zaten benim söylediğimi destekliyor, siz de o yüzden yazdınız sanırım. Sadece o spesifik olayda değil hepsinde durumun bu olduğunu düşünüyorum ama en çok göze batan olay oydu sanırım ülke tarihinde.
Yani çıkıp açıklama yapması olayın hemen öncesinde vekilleri verin zart zurt diye, inanılmaz.
Edit: Kusura bakmayın 2015 diye okudum. Benim bahsettiğim olay başka, ama yine de. Aynı durumlar :)
3
u/Bocha_Boston 4h ago
"400 milletvekilini verin bu iş huzur içinde çözülsün" dediği o tehdit dolu sözü de metne ekler misiniz.
ben o günü unutamıyorum. Bir adam, halkı alenen meydanlarda bağıra bağıra tehdit ediyor ve "ben başa gelirsem bu bombalı saldırılar son bulacaktır" diyordu.
•
•
u/SomeBodySomeOne01 2h ago
Ben her zaman sunu soyluyorum. Iktidar, kendisi disindakilerin en kucuk siyasi bir kurt zat ile iletisimini bile manipule edip malzeme ederken, kendisi bizzat PKK kadrolari ile uzun yillardir calisiyor.
Hatta su da olasilik dahilinde gozlemime gore, apo yakalanadiktan sonra pkk gercekten pasif duruma gecmisti. ama bu durum ne akp'nin ne de mhp'nin tam isine gelmedi ve aslinda gunumuzde ki pkk bizzat devleti ele gecirmis bana gore dinci bir orgutten farksiz grubun "siz de cumhuriyet turkiye'sine hainsiniz, biz de, gelin isbirligi yapip kontrollumuzu cikarlarimiza kadar surdurelim ve koltugu ter etmeyelim, sizin de isiniz goruldun" diyerek kendilerinin tekrar kurdugunu/aktiflestirdigini dusunuyorum.
Unutmayin, AKP bir milli guvenlik sorunudur!
•
6
u/Resalder 24 Erzincan 5h ago
Ülkenin demokrat kesimi tarihte ilk defa bi teste sokuldu belki de. Burada da net bir başarısızlık var. Derslerin alınması, bazı adımların atılması gerek sonrası için.
8
u/Bloom_Ermine9202 8h ago
Özgürlüğünüzü kimseye devir edemezsiniz. Parti, ordu, Atatürk, din, ırk, ideoloji ya da adına ne derseniz diyin iradenizi ve aklınızı kimsenin eline bırakmazsınız. Yakın Cumhuriyet tarihinin en büyük eksikliği bence budur. “Özgür birey” kavramı oluşturamadığımız için ülkede sürekli popülist düşünce “güce” sahip olmaktır. Bunun temelinde ise çok eksik olan eğitim sistemi, kültürel dönüşümü engelleyen toplumsal ayıplama ve linçleme geleneği, anne baba gibi akraba kavramının kişinin hayatı üzerinde aşırı etkili olması ve bunun dolaylı sonucu olarak toplumsal dönüşümü sağlayabilecek devrimsel fikirlerin baskılanması yatmaktadır. Türkiye maalesef ki 19. yüzyıldan kalma gelenek ve anlayışlara sıkışmış ve sürekli kimlik bunalımı yaşayan bir ülkedir.
3
u/Shipshipie 7h ago
19'ncu yüzyılı 1900'ler sananlar bir zahmet konuşmasın. Nietzche bile Ubermensch kavramını bir ideal olarak ortaya koymuştur, ama tarihin hiç bir döneminde hiç bir toplum bireysel özgürlüğün sağlandığı bir yapıya ulaşamamış ve güç mücadelesi yaşanmıştır.
3
u/Busy-Departure6148 7h ago
Nietzche hakkinda hicbirsey bilmiyorum ama ornek vereyim cool goruneyim adfasdasdasfd
2
u/Bloom_Ermine9202 7h ago
Islahat fermanı öncesi döneme işaret etmek isteniştim 19.yüzyıl bu sebeple seçildi. Ben New York da yaşıyorum 4 yıldır, maalesef bahsettiğiniz gibi değil. Bireysel özgürlük konusunda Amerika en azından 2 yüzyıl ilerde bizden. Güç mücadelesi ifadenizi konuyla alakalı görmüyorum fakat benim çalıştığım üniversitede başkan geldiğinde öğrencilerle birlikte “Fuck Trump” yazılı pankart açan akademik personel hala okulda ve hayatlarına devam ediyor. Bu kişiler kararlarını kendileri aldı ve kimseden korkarak çekinerek durmadılar.
Bu arada Nietzche dediğiniz kişi demokrasi ve eşitlik karşıtı birisidir, sanırım burada da kavram karmaşası yaşıyorsunuz. Bu kişi liberal ve demokratik değerlere taban tabana zıttır.
1
u/Shipshipie 6h ago
Peki bu "Fuck Trump" diyen profesörler "Fuck Israel" diyebiliyor mu?
Nietzsche dediğimiz adamın düşüncelerini yeni bir şey gibi söyleyip, bir de bunu bak Amerika'da var diye anlatmak oldukça anlamsız ana yazı çerçevesinde. Islahat fermanı tarihi 1856, Amerikan devrimi 1765. Yani Amerika'nın bazı konularda ileride olmasına şaşmamalı. Amerika bizi ilgilendirmiyor. Çünkü ne biz Amerikalıyız, ne de burası Amerika.
Ayrıca Nietzsche'yi bir faşist olarak tasvir etmek oldukça shitlib (liboş) bir bakış açısı olsa gerek.
-4
u/Rasyonel-Biri 8h ago
Totalitaryanizm böyle bir şey değil. Türkiye hiç bir zaman totalitaryan olmadı. Atatürk zamanında da, DP zamanında da, Erdoğan zamanında da hep otoriter bir rejim olarak kaldı. Bu da değerli.. halkımızın "hem g*tüm ellenmesin hem de şu şu şu.. yapılsın" isteğiyle örtüşüyor.
6
u/Shipshipie 7h ago
Diktatörlük altında yaşadığımızı kabul etmen için daha ne olması gerekiyor? Devletin üç organı tek bir kişinin elinde ve padişahlardan daha çok yetkiye yasal olarak sahip ve yasal olmayan yetkilerinin sınırı yok. Firavundan bir farkı yok Erdoğan'ın.
0
u/Rasyonel-Biri 7h ago
Ben diktatörlük altında yaşamıyoruz demedim? Totaliter değil otoriter dedim sadece. İkisi farklı şeyler.
Totaliter: über diktatörlük demek anlamına gelmiyor. İki farklı tipi yani sapla samanı birbirine karıştırıyorsun sonra üstüne yazdığım mesajı da yanlış anlıyorsun.
"Erdoğan bal gibi de diktatördür demek" (katıldığım önerme) farklı bir şey, "Erdoğan totaliter bir diktatördür" (hayır) farklı bir şey. Erdoğan'ın rejimi herhangi bir otoriter dikta rejiminden farksız. Öyle bi özelliği falan yok.
Açıkçası bu kadar uzun bi postu yazabilip de üç kelimeyi anlamayan bir insan, şüpheye düşürüyor "acaba AI mı?" diye..
5
u/Shipshipie 7h ago
Tamam, ben ne demek istediğini anlamamışım. Ben Türkiye'nin pratikte totaliter bir rejim olduğunu düşünüyorum. Bir nevi Franco İspanya'sı gibi.
-2
u/Fun_Presentation9596 7h ago
Secimi hile yaparak bile kaybederse kendisi gitmek zorunda kalir, diktatorluk kivamina tam sayilmaz o
6
u/Shipshipie 7h ago
Saddam zamanında Irak'ta seçim yapılıyordu, Aliyev'de Azerbaycan'da seçim yapıyor. Hatta inanır mısın Kuzey Kore'de de seçim yapılıyor. Bizde de 2024'te seçim yapıldı en son. Bir çok seçilen bugün ya hapiste ya da AKP'ye geçmiş. Yani seçim sonuçlarının bir önemi kalmamış.
1
u/Fun_Presentation9596 6h ago
Saddam veya azerbaycan duzen isteyen AB'ye veya batili kredi sistemlerine bu kadar bagimli degildi, tek bir dusus ile sermayeye bagli somurgeci apk ve kendisini destekleyen butun firmalar birden patlar. Sen secimi kaybedip koltugu birakmazsan finansal sistemini batirirsin ve somurge diye kurdugun duzen birden yok olur
Bizim secimimizde arastirmalara gore maksimim 2%lik bir hile yapiliyor
1
u/Shipshipie 6h ago
Ah keşke dediklerin doğru olsa.
Şimdi sana sorum şu madem. Yarın seçim var ve hangi parti kazanır diye bahse girsen paranı hangi partiye yatırırsın? Gerçek bir muhalefet olmayınca Rusya'daki gibi sonuç baştan belli değil mi? Yani fiziki oy çalarak bir bölgenin sonuçlarına etki ederler, kaldı ki onu da ya satın alıyorlar ya da kayyumla kendi adamlarını atıyorlar. O nedenle fiiliyatta seçimin bir önemi yok.
Bu arada AB ve ABD sayesinde fon buluyor AKP. AB fonlarının çoğu Tügva gibi Tayyip Erdoğan'ın kasası vakıflara gidiyor.
0
u/Fun_Presentation9596 5h ago
Secimin onemi yerel olunca onemi yok, sira merkezi hukumete gelince onemlidir. Bir ulkenin hukuken yasabilecegi en onemli olay hukumet secimidir, o secimde de bir lider kaybedip o koltugu birakmayi reddederse ve onu urduracak birileri ortaya cikmazsa onun yasadigi sistem hukuku tamami ile reddetmis olur. Bugun gerceklesen belediye operasyonlari ne kadar hukuka aykiri olsa bile hukuk anlayisini uzatip kanunlarin cercevesinden cikmayarak yapmaya calisiyorlar. Secimi kaybedip koltugu birakmamak dogrudan "En onemli anayasanin kurallarina bile onem vermiyorum" demelerinden bir farki olmaz. Boyle bir sisteme sicak para akisi da kesilir, verilen borclar da durur, yatirimcinin guveni de 0'a iner. Bizim Rusya gibi hidrokarbonlarimiz yok.
Rusyaya da kiyaslayabiliriz. Rusya yapilan son anayasa degisikliginden sonra butun demokratik frenlerini kesip bir yana atti ve tum yetkiyi hukumete verdi. Turkiyenin aksina Rusya ve benzeri otokrasilerdeki butun "muhalif" partiler hukumetin parmaginin altindadir. Rusyada Putin sozde 80% ile seciliyor, secimlerinin herhangi bir guvencesi yok. Bizde ne var?
Bizde muhalefet operasyonlar yiyor, fezleke hazirlaniyor, ama gene de sandiga gorevli gonderebiliyor, ve bir turlu kendi fikirlerini ileri surebiliyor. Rusyada parti kurman icin bile hukumetin onayi gerekiyor, Turkiyede partin buyuse ise tehdit altina giriyorsun.
Kisaca gerizekali ozgur ozel kendi korkak gotunu toparlasa bir seyler becerebilir
1
u/apotre 4h ago
Bahsettiğin senaryo senin anlattığın gibi olmaz zaten, seçimde hukuksuzluk tespit edilerek iptal edilir, o sırada İsrail ve Azerbaycan'la yaşanan gerginlik sonrası ortam karışık olduğu için seçimi önce bir 6 ay erteleriz, sonrasında pusulaya RTE vs Kılıçdaroğlu style bir şey çekerler sıkıntılı seçimdeki adayı içeri alıp, Doğu Anadolu sapsarı 80%'le başlayan seçim gecesi sonrası Batı'yı saymaya gerek olmadan kapatırız ve anlattıklarım oldukça hukuki.
Yatırımcı dediğin insan 17 IQ'lu sadece "hukuki" olmadığında da mı güvenini kaybediyor, zerre kaybetmeden sadece karlarına bakar devam ederler yeter ki onlar da üzerimizden beslenmeye devam edebilsin.
•
u/Fun_Presentation9596 1h ago
Anlattiklarinin yarisinin hem hukukta karsiligi yok hem de siyasi guvenceyi yerin dibine sokuyor. Secimde 45% alip kaybetmek yerine sozde `gerginlikten` erteleyip adayi iceri atip karsisina gucsuz aday koyup destegi 80%e firlayacakmis batililar da bunu gorup varliklarini turkiyede tutacakmis. Hukuk guvencesi yoksa mal varliginin da guvencesi yok, siyasi calkalanmanin da nerelere varacagini bilemezsin. Kar akisinin devam edecegini nereden bileceksin?
Dediklerinin herhangi bir karsiligi olsaydi uzun bey cikip kendisini coktan diktator ilan ederdi ailesini de zumrenin en ustune koyardi. Bugun ilan etmemesinin tek sebebi batili sermaye akisini durdurmak istememeleridir.
Daha gecen MCSI SPK'ya fonlar hakkinda uyari verdi ve sonrasinda olaylar patladi, ulkenin guvence puanlamalari da dusurulebilir.
•
u/Shipshipie 1m ago
Ukrayna'da yıllarca seçim yapılmıyor. Batı'nın her dediğini yaptığı için çok seviliyordu Zelenskyy, taa ki son olaylara kadar.
Batı çıkarına bakar. Şu an Erdoğan ne derlerse yaptığı için, seçimle mi duruyor, zorla mı onlar için farketmez. Suudi Arabistan'da ya da BAE'de seçim yok ama çok seviliyorlar.
Ayrıca anayasa Can Atalay hapiste tutulduğu gün fiiliyatta rafa kalktı. Şimdi fezleke olmadan bile asker gönderiyorlar. Kim takıyor anayasayı?
-1
u/MediterraneanBoii 4h ago
Hüloo Atatürk dönemi mükemmeldi, halkın 1940’ta hatta 50’de %70’i okuma yazma bilmiyordu. Köylerde tarım aletleri yoktu, elektrik yoktu. Halk açtı, bugün de aç. Biraz gerçekçi olun, hani iki tane Mustafa Kemal vardı? Biri asker, komutan biri de siyasi
•
u/Shipshipie 35m ago
Hüloo sizin post-Kemalist zırvalarınızın benimsediği partinin sözü. Kendinle dalga geçiyorsun farkında değilsin. Çünkü cahil taklidi yaparken bile özündeki cahillik ortaya çıkıyor.
Tarım aleti yokmuş, sen Osmanlı Anadolusunda seracılık mı yapıldığını sanıyorsun? Gerçi buzdolabını da Erdoğan getirmişti değil mi size? Madem tarım dedin Erdoğan'ın katlettiği Atatürk Orman Çiftliği ne amaçla kurulmuş bir onu öğren, sonra Tarım Kooperatifleri hangi dönem kurulmuş ona da bak. Yüzyıllarca hiç bir şey yapılmayan köylünün derdi bir günde bitmedi elbette ama onun sorununu çözmeye yönelik atılımlar yapıldı ve başarılı olundu. O dönem pamuk fabrikaları kurulması bile çok önemlidir. Emperyalist kapital döngüsünü kırmıştır. Tabi sen bunları bilmezsin ya da görmezden gelirsin.
Atatürk "çok re rö ro" diye lafa başlayan senin gibilerin sonu Fatma Betül Sayan Kaya gibilerine köle olmakla bitiyor.
-2
u/MediterraneanBoii 4h ago
Çok Kemalist ekstremci ve sığ, taraflı görüşlü olmuş.
•
u/Shipshipie 44m ago
Sığlık metnin kısa olması içindi. Kemalist ve taraflı ise de doğru olmuş. Sevrci işbirlikçi olmadığımız için çok şükür. Doğru taraftayız demek ki.
•
u/AutoModerator 9h ago
Hatırlatma: Lütfen haber gönderilerinde kaynak paylaşmayı unutmayın. Kaynaksız gönderiler kaldırılır. Görseller veya videolar tek başına kaynak değildir.
Reminder: Please remember to include sources in news posts. Posts without sources will be removed. Images or videos alone are not considered sources.
I am a bot, and this action was performed automatically. Please contact the moderators of this subreddit if you have any questions or concerns.